İktisat Bize Neyi Anlatır?

İktisat Bize Neyi Anlatır?

İnsanların gereksinimlerine bir sınır çizilememektedir. Sürekli artma ve çeşitlenme eğilimi içerisinde bu ihtiyaçlar, zaruri, kültürel ve lüks olarak üç kategoriye ayrılır. İnsanların hayatlarını sürdürmek adına karşılamak zorunda oldukları ihtiyaçlara zorunlu ihtiyaçlar denilmektedir. Yaşamı sürdürmek için gerekli olmayan, ancak şahsi gelişim için de gerekli olan ihtiyaçlara ise kültürel ihtiyaçlar denilmektedir. Bu şekilde zorunlu ve kültürel ihtiyaçların karşılanmasından sonra duyulan ihtiyaçlara ise lüks ihtiyaçlar tanımlaması yapılır.

Zorunlu ve kültürel ihtiyaçlar birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmasına rağmen kültürel ve lüks ihtiyaçlarsa birbirinden net çizgilerle ayrılamaz. Bir insan için lüks olan bir ihtiyaç başka insan için kültürel bir ihtiyaç olabilir. Bundan dolayı lüks ihtiyaçlar, kesin bir çizgiyle ayrılamamakta kişiden kişiye değişmektedir. İhtiyaçlar karşılandıkça şiddetini kaybeder ancak sürekli artma eğilimindedir; yaşa, cinsiyete, yaşanılan ülkeye göre de değişiklik gösterebilir.

İhtiyaçları dolaylı veya doğrudan karşılayan gözle görülen ve eller ile tutulan her şey maldır. Ancak ihtiyaçları karşılayan şeyler arasında farklı formda bulunan unsurlar da olabilir. Görülemeyen ve tutulmayan ancak dolaylı-doğrudan ihtiyaçları karşılayan şeylere hizmet denir. Malların ve hizmetlerin ihtiyaçları karşılama özelliğine ise fayda denilmektedir.

İnsan ihtiyaçlarını giderme amacına yönelik olarak yapılan her türlü mal ve hizmet artırımı, üretim olarak ifade edilmektedir. Üretim fonksiyonu üretime katılan girdiler ve üretim sonucu elde edilen çıktılar arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Üretim sürecine katılan girdiler üretim faktörleri olarak adlandırılmakta; temel olarak emek, sermaye, doğal kaynaklardan oluşmaktadır. Bahsi geçen bu üretim faktörlerini bir araya getirerek, mal ve hizmet üretimin riskini üstlenen kişilere ise müteşebbis denir.

Bir malı ve hizmeti satın almak için ödemek istenen bedel o malın ya da hizmetin değerini ifade eder.

İktisatçılar herhangi bir mal yahut hizmetin değerinin ne olması gerektiğini geçmişten günümüze her zaman mercek altına almışlardır. Bu bağlamda, herhangi bir malın/hizmetin tüketiciye sağladığı fayda ile ölçülmesine kullanım değeri denilmektedir. Bir malın diğer mallarla değişim oranını veren değeri ise değişim değeridir. Ancak değişim değeri kullanım değerinde olduğu gibi bireylere göre değişmez. Haliyle söz konusu malın/hizmetin mevcut miktarından etkilenmektedir. Herhangi bir mal ya da hizmetin değişim değerini fiyat belirlemektedir. Değişim değeri kanuni ödeme aracı olan para ile yapılmaktadır.

İnsan ihtiyaçlarının sürekli olarak çeşitlenerek artmasına rağmen, ihtiyaç karşılama için bulunan kaynaklar aynı hızla artırılamamakta ve çeşitlilik gösterememektedir. Görüldüğü üzere, sürecin bir boyutunda insanların sonsuz ihtiyaçları varken, diğer tarafta ise bu ihtiyaçların giderilmesine olanak sağlayan sınırlı kaynaklar vardır.

İktisat biliminin gelişiminde mikro ve makro ayrımı 1930’lu yıllardan itibaren görülmeye başlanmıştır. O yıllara kadar, iktisadi teorinin hakim yaklaşımı olan klasik iktisat okulu 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran döneminde çaresiz kalınca, dönemin İktisatçıları yaşanan krizlere çözüm sunabilmek adına çalışmaların içerisine girişmiştir.

John Maynard Keynes tarafından bu dönemde ortaya konulan “Para, Faiz ve İstihdamın Genel Teorisi” adlı eser, daha sonraki yıllarda Keynesyen İktisat olarak kabul gören modern makro iktisadi yaklaşımın temelini atmıştır. İktisat biliminin makro iktisat dalı ekonomide bulunan tüketici ve firmaların karar alma mekanizmasını ve piyasada karşılıklı olarak davranış kalıplarını nasıl etki altına aldıklarını analiz eder. Bu doğrultuda makro iktisadın amacı iktisadi dalgalanmaları ve iktisadi büyüme sürecinin izahatını yapmaktır.

Sonuç olarak fiyatların yapışkan olduğu gerçeği göz önüne alındığında, makro iktisadi disiplin, fiyat istikrarının nasıl sağlanacağını, doğal eksik istihdam haddinin nasıl azaltılacağını ve fert başına reel hasılada zaman içerisinde devamlı artışın nasıl elde edileceğini incelemektedir.

Bir ekonomideki fiyatların kısa dönemin içerisinde yapışkan ancak uzun dönem dahilinde tam bir esnekliğe sahip bulunması gerçeği, yani paranın uzun vadeli yansızlığı prensibi bütün standart makro iktisadi düşüncelerin ve teorik çerçevelerin dayandığı temel prensiptir. Nitekim bahsedilen bu genel çerçevenin üzerinden bir yol alındığında, uzun vadedeki cari hasıla düzeyini potansiyel hasılaya eşleyen enflasyon haddinin fiyat istikrarı ile eşdeğer bir seviyede gerçekleşmesi olarak izah edilebilen makro iktisadi temel hedefin önemi de aşikar olmaktadır.

Öncelikle uzun dönemde gerçekleşen enflasyon haddi bağlamında, fiyat istikrarını güven verici bir şekilde sağlayan ülke ekonomisinde yaşanılan bu sürecin, iktisadi faaliyet kapasitesinin üzerinde elbette olumluca etkisi söz konusudur. Bu bağlamda fiyat istikrarının tesis edilebilmesi, bir ülke ekonomisinde üretilen mal ve hizmet miktarının zaman içerisinde sürekli şekilde artmasını tanımlayan iktisadi büyüme sürecinin yani potansiyel hasıla düzeyindeki meydana gelen artışın ön koşuludur. Yani daha başka bir deyişle fert başına reel hasıla düzeyinde zaman içerisinde devamlı artışların meydana gelebilmesinin özü, fiyat istikrarının sağlanmasından geçmektedir.

Fert başına reel hasıladaki devamlı artışları ifade eden iktisadi büyüme sürecinin yaklaşık ve temel belirleyicileri olarak fiziki ve beşeri sermaye birikimi, teknolojik gelişmişlik düzeyi ve verimlilik artışları, coğrafya, kültür, dış aleme açıklık ve kurumların kalitesi başlıkları sıralanabilir. Velhasıl fiyat istikrarı bu göstergelerin üzerinde olumlu etkiye sahiptir.

Fiyat istikrarından söz edilemeyen bir ekonomide, fiyatlar genel seviyesinde yaşanan sürekli ve değişkenlik arz eden artışlar tüketicilerin mal ve hizmetlerin fiyatlarını birbirleri ile kıyaslayabilmesini ve nihayetinde de alacakları ürünü seçebilmesini zorlaştırmaktadır. Aynı şekilde firmaların da gelecek dönemlere yönelik olarak maliyet ve kârlılık gerçekleşmelerini tahmin edememelerinden dolayı yatırım yapma eğilimlerinde düşüşler gözlemlenir.

Nitekim bahsi geçen bu durum fiziki sermaye stoğunu ve nihayetinde iktisadi büyüme sürecini olumsuz şekilde etkiler.

ekonomi

Enflasyonist eğilimlerin getirdiği belirsizlik ortamlarında iktisadi karar birimleri servetlerini değer kaybından korumak adına altın, gayrimenkul gibi çeşitli yatırım araçlarına yatırır. Ayrıca ihtiyacı olmasa bile ileride ihtiyacı olabileceğini düşündüğü malları satın almakta kullanır. Böylesi bir durum yurtiçi tasarrufların dolayısı ile yatırım harcamalarının haliyle de fiziki sermaye stokunun ve nihayetinde ekonomik büyüme sürecinin olumsuz etkilenmesine mahâl verir.

Enflasyonist belirsizlik süreçlerinin bir başka etkisi de tasarruf sahipleri olan kesimlerin yaşanan yüksek enflasyondan dolayı yatırımlarının getiri düzeyini koruyabilmek adına olması gerekenden daha yüksek geri dönüş talep etmesidir. Yaşanan böyle bir durum faiz haddinin artması ile sonuçlanacak dolayısı ile yatırım maliyetleri yükselecektir. Yatırım maliyetlerinin yükselmesi ise fiziki sermaye stokunun ve haliyle iktisadi büyüme süreci olumsuz şekilde etkilenmesine sebebiyet verecektir.

İşgücü piyasasında var olan doğal eksik istihdam olgusuna yönelik olarak neden tespiti sonucu elde edilen bulgular böylece doğal eksik istihdam ile mücadele politikası temel odağı olur. Piyasalarda mal-hizmet fiyatlarının kısa dönemdeki yapışkanlığının aksine uzun vadede tam esnek olması, iktisadi faaliyetin büyüklüğünün uzun dönemde her zaman potansiyel hasıla düzeyine eşit olmasıyla sonuçlanır. Dolayısıyla mücadele sürecine iktisadi politikaların etkisi ancak fiyat istikrarını sağlama yolunda olabilmekte bu şekilde fiyat istikrarının varlığı da iktisadi büyümeyi sürdürülebilir istikrarlı patika üzerine oturtmaktadır. Ancak unutulmaması gereken önemli nokta, uzun vade büyüme hızının yani iktisadi büyüme hızının doğal eksik istihdam haddi üzerine yansımasının muhtemel olabilecek etkisinin ancak ekonominin istihdam sağlama kapasitesi ile sınırlı olduğudur. Bu alenilikten dolayı doğal eksik istihdamın azaltılması yönünde izlenecek politika kombinasyonunun iktisat politikası genel çerçevesinin dışında yürütülmesinin sağlıklı olacağı malumdur.

Doğal eksik istihdamı azaltmak adına başvurulabilecek ilk adım istihdamı sona eren işgücüne yönelik olarak, yeni beceriler kazandıracak çeşitli eğitim faaliyetleri düzenlemektir. Diğer yandan ekonomide iş arayan bireylerin işveren tarafından arz edilen boş işlere yönelik enformasyonları ne kadar kuvvetli olursa böyle bir durumda geçici işsizlik haliyle de doğal eksik istihdamın azaltılmasına da katkılar sunulmuş olunacaktır.

 

iktisat

Ülke ekonomisinde üretilen mal ve hizmet miktarının zaman içerisinde sürekli şekilde artmasına iktisadi büyüme denir. Burada dikkat edilmesi gereken husus üretilen mal ve hizmet miktarında meydana gelen artışın iktisadi büyüme olarak nitelendirilebilmesi için geçici olmaması devamlı olması gerekliliğidir. Bu bağlamda iktisadi büyüme reel gayri safi yurtiçi hasıla düzeyinin zaman içerisinde sürekli artması olarak yorumlanır.

Ekonomide fiyatların kısa dönemde yapışkan ancak uzun dönemde tam esnekliğe sahip bulunması fiyatların arz ve talep koşulların cereyan eden değişimlere kendisini hızlı bir şekilde ayarlayamadığını ifade etmektedir. Böyle bir gerçekliğin varlığından dolayı, kısa dönemde çeşitli sapmalar yaşanabilse de uzun dönemde ekonominin cari hasıla düzeyi, potansiyel hasıla düzeyine eşit olmaktadır.

Aslında tam bu noktada önemli bir husus alenileşmektedir. Hemen evvel satırlarda yer alan iktisadi büyüme süreci hakkında yapılan tanımlamada bahsi geçen hususların zaten potansiyel hasılada meydana gelen artışları ifade ettiği anlaşılmaktadır. Yani bir ülke ekonomisinde üretilen mal ve hizmet miktarının zaman içerisinde sürekli şekilde artmasını tanımlayan iktisadi büyüme süreci asıl olarak potansiyel hasıla düzeyinde meydana gelen artışı tanımlamaktadır. Dolayısı ile uzun dönemde iktisadi faaliyet büyüklüğü potansiyel hasılaya eşit olduğu için, iktisadi büyümenin hızı uzun dönem büyüme hızı üzerinden ölçümlenir.

İktisadi büyüme sürecinin temel varlık felsefesi bir toplumun fertlerinin yaşam standartlarının sürekli biçimde yükseltilmesidir. Bu bağlamda ise, iktisadi büyüme sürecinin mal ve hizmetler üzerinden değil, toplumdaki fertler üzerinden yorumlanması daha makul bir yaklaşım olacaktır. Nihai olarak böylece iktisadi büyüme süreci, fert başına reel hasıla düzeyinde meydana gelen devamlı artış olarak tanımlanmaktadır.

 

Gökhan Oruç Önalan
KONUK YAZAR : GÖKHAN ORUÇ ÖNALAN

1993 yılında Karabük´de doğdu. Lisans eğitimini  2015 yılında hem İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümünde Onur Öğrencisi, hem de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İktisat Bölümünde Bölüm Birincisi olarak tamamladı.
2017 yılında yüksek lisans eğitimimi Karabük Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası Politik Ekonomi Ana Bilim Dalı bünyesinde doğu Akdeniz havzasında bulunan doğalgaz rezervlerinin hem bölgesel hem de küresel açısından siyasi, iktisadi, askeri ve sosyolojik etkilerini incelediği “Enerji Denkleminde Kıbrıs Sorunu” başlıklı tezini savunarak tamamlayan Önalan, şu anda aynı üniversitede doktora eğitimine devam ediyor.

Ana çalışma alanları arasında makro iktisat teorisi ve politikası, matematiksel iktisat, örnekleme teorisi, çok değişkenli istatistik metodları ve ekonometrik modelleme disiplinleri bulunan Önalan’ın bugüne kadar Temel Makroekonomi (2018) ve Merkez Bankacılığı (2019) isimlerinde iki kitabı yayımlandı. Ayrıca ulusal/uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makaleleri ve ulusal/uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında tam metni basılan bildirileri de bulunan Önalan, bilginin paylaştıkça çoğaldığına inanan bir insan olarak, hem lise hem de üniversite öğrencilerine sayısı elliye yakın konferans verdi. Bugüne kadar çok çeşitli sosyoiktisadi konularda yüzlerce veri tabanı ve rapor hazırlayan Önalan, 2019 yılı Aralık ayından itibaren de “Gündem Ekonomi” başlığı ile köşe yazıları yazmayı da sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir