İŞİTSEL REHABİLİTASYONDA AİLE DESTEĞİNİN ÖNEMİ

İŞİTSEL REHABİLİTASYONDA AİLE DESTEĞİNİN ÖNEMİ

Çocuklarda işitme kaybı, tanı ve tedavi süreçlerinin hemen ardından işitsel eğitim ile desteklenmelidir. İşitsel rehabilitasyon ve işitsel eğitimin etkili yaklaşımlarından birisi de işitsel – sözel terapidir. İşitsel – sözel terapi süreci çocuk ve çocuğun ailesinin aktif rol oynadığı, aile eğitiminin ön planda olduğu bir terapidir. Bu süreç ailenin işitme kaybını nasıl karşıladığından, işitme eğitimi için gereklilikleri kabullenişi ve doğru uzman desteği almasına kadar uzanan bir süreçtir. Çocukların eğitimden göreceği fayda; ailenin süreci nasıl yönettiğiyle ilişkilidir.

Çocukluk döneminde tanılanan işitme kayıpları, çocuğun konuşma ve dil edinim süreçleri, bilişsel düzeyi, motor koordinasyon, akademik becerileri ve sosyal yaşam beklentisi üzerinde büyük etki sahibidir. İşitme kaybının dil edinim sürecine göre tanılandığı dönem, kaybın nedeni, tipi, derecesi konfigürasyonu, tanıdan sonra izlenilen yol, alınan odyolojik hizmetlerden görülen fayda, çocuğun işitme kaybına ek probleminin olup olmaması, kullanılan cihaz ya da implanttan görülen fayda, alınan eğitimin sıklığı ve doğruluğu gibi birçok etken; çocuğun işitme kayıplı bir birey olarak yaşamına nasıl devam edeceği üzerinde etkilidir. Tüm bunlara ek olarak karşılaşılan bu problem karşısında; çocuğun yaşı, cinsiyeti, kişilik özellikleri, bilişsel durumu, öğrenme stili gibi bireysel farklılıkları ve ailenin ya da bakım vereninin; çocuk yetiştirme tutumları, engeli kabul düzeyi ,çocukla iletişim ve disiplin tarzı, sosyo-ekonomik düzeyi, eğitim ve kültürel düzeyi, bireyle ilgili eğitim planlamasına ne düzeyde katılabildiği, evde bireyle ilgili eğitimi ne düzeyde uygulayabildiği, bireye çevreyi ve dünyayı tanımasına yardımcı olabilecek nitelikli yaşantıları ne oranda sağlayabildiği, kendi yakın çevresinin engeli kabulü ve tutumları, bireyin yaşam ve çevre faktörleri kendisi için gerekli olan hizmetlere ulaşmasını sağlıyor olması, yasalarla sağlanan haklar, bu hakların kullanılabilirliği önemli rol oynamaktadır.

Bu yazıda, çocuğun işitsel rehabilitasyonu ve eğitimi aşamasında alanında uzman kişilerin yanı sıra bu uzmanlarla uyum içinde ilerleyen ailelerin bulunmasının çocuklarda bu sürecin doğru ilerlemesine büyük ölçüde yardımcı olacağı konusunda güncel literatür gözden geçirilmiştir.

İşitsel-Sözel Terapi; ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocukların, konuşma yoluyla iletişim kurabilmesini sağlamak amacıyla dinlemeyi öğrenmesini ve konuşma dilini anlamasını hedefleyen teknolojinin, tekniklerin ve prosedürlerin uygulanması ve yönetilmesidir. İşitsel rehabilitasyonda çocuklar için planlanan aile eğitimi temelli bir yaklaşımdır.

İşitme engeli olan çocukların ebeveynlerinin, işitme kaybına verdikleri ilk tepkiler işitsel – sözel terapi sürecini büyük ölçüde etkilemektedir. Engelli çocuğu olan ana-babaların ilk tepkilerini açıklamada en sık kullanılan model “Aşama Modeli” dir. Bu modelin aşamaları Kubbler ve Ross’un 1969 yılında yas sürecini anlattıkları şema ile uyumludur. Yadsıma, kızgınlık ve öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme gibi bir dizi duygusal tepki aşamasından geçmektedir. Ebeveynler ne kadar çabuk durumu kabullenir ve uzman desteği almakta gecikmez ise işitme kayıplı çocuğun, işiten akranlarına yetişmesi, güçlü benlik algılarının oluşması için gerekli altyapı oluşturulacaktır. 

Çocuklarda ilk öğrenme becerisi ailede geliştiği gibi işitsel deneyimlerde büyük ölçüde aile ile beraber gelişmektedir. Bu sebeple birçok eğitim yaklaşımı gibi işitsel – sözel terapide aile temelli bir eğitimdir. Bu süreçte ailenin uzman desteği alması, gerekli cihazlanma ve eğitimleri desteklemesi kadar; uzmanla işbirliği içinde işitsel eğitimlerde aktif rol oynaması çok önemlidir. Terapiler çocuğun gelişimine göre planlanacağı gibi, anne-babaları birbirlerinden farklı olan bireysel özelliklerini dikkate alarak, aile ihtiyaçlarını ve kültürel farklılıkları inceleyerek planlanmalıdır. Çocuğun aile ile geçirdiği vakit ve ortak deneyimleri haftada seanslar halinde görüştüğü uzmanından daha fazla olduğu düşünüldüğünde ailenin terapilerde öğrenmeye açık olması kritik bir noktadır. Aynı zaman da terapinin gerekliliklerini ve ödevlendirilmelerin yerine getirilmesi çocuğun terapiden alacağı verimi artırır.

Ebeveynlerin öğrendikleri strateji ve teknikleri yaşamları boyunca, çocuğa aktarmalıdır. Bu süreçte aile terapilere düzenli ve tam katılım sağlayarak istekli olmalıdır. Çocuğun geleceğiyle ilgili kaygıları , işitme cihazıyla ilgili sorunlar, eğitim sorunları, iletişim sorunları, toplumsallaşma sorunları, gelişimsel geçiş dönemlerinin kontrolünde zorlanma ve aile içi çatışmalar ebeveynleri ve terapi sürecindeki çocuğu olumsuz etkilemektedir.

Estabrooks; ebeveyn katılımını, işitsel-sözel terapi’nin köşe taşı olarak betimlemekte ve işitsel – sözel terapi seansları dışında da öğrenmenin devam edebilmesinin önemli koşulu olarak görmektedir. İşitme engelli çocuğun potansiyelinin tam olarak açığa çıkması amacıyla ailelere, gerekli araçlar sağlamalı ve onlara rehberlik etmeli, eğitilmeli ve yol göstermelidir.

KAYNAKÇA:

  • Şan İ, Kalem D, İşitme Engelli Çocuklar, Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile Eğitim Rehberi, Ankara, 2014
  • Jackson, CW. (2011). Family supports and resources for parents of children who are deaf or hard of hearing. American Annals of the Deaf, 156(4).
  • Easterbrooks, S. R., O’rouke, C. M., & Todd, W.N. (2000). Child and family factors associated with deaf children’s success in auditory- verbal therapy. American Journal of Otology, 21(3), 341-344.
  • Kübler-Ross, E. (1969). On death and dying. Macmillan: Collier Books.
  • Girgin, M.C., (2006). İşitme engelli çocukların konuşma edinimi eğitiminde dinleme becerilerinin önemi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 7(1), 15-28.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir