DİZELERİYLE GÖNÜLLERİ FETHEDEN SULTANLAR

DİZELERİYLE GÖNÜLLERİ FETHEDEN SULTANLAR

Osmanlı devletinde bilime, sanata ve edebiyata çok önem verilirdi. Küçük yaşlardan itibaren şehzadeler bu yönlerde eğitilip, sanatsever sultan olmaları sağlanırdı.
Padişahlar sultanlık dışında ikinci mesleklerini de ilgileri olduğu alandan seçerlerdi. Kimisi marangozluk, kimisi heykeltıraşlık, kimisi de edebiyatı seçti. İşte kılıçları kadar keskin kaleme de sahip olan Osmanlı padişahları:

II.MURAD

Osmanlı Devleti’ndeki ilk şair padişah II. Murad’dır. Osmanlı tahtına iki defa oturan ve “Muradi” mahlasıyla önemli şiirler kaleme alan II. Murad’ın ince, hassas, romantik ve eğlenceyi seven kişiliği şiirlerine fazlasıyla yansır. Kendisini kültüre adamış bir şahsiyettir. Sultan II. Murad şiirleriyle kendisinden sonra gelen ünlü şairlerden Nef’î’yi de etkilemiştir.

Eşi Mara Hatun’a yazdığı bir eser:

Saki, getür, getür yine dünki şarabumı
Söylet dile getür yine çeng ü rebabumı
Ben var iken gerek bana, bu zevk ü bu safa
Bir gün gele kim görmeye kimse türabum

(Ey şarap sunan güzel, yine dünkü şarabını getir, yine çeng ve rebâbımı söylet de gönlüm neşelensin. Bu zevk ve safa ben hayatta iken gereklidir. Bir gün (nasıl olsa) kimse toprağını bile görmeyecek)

FATİH SULTAN MEHMET

Yardım anlamına gelen “Avni” mahlasını kullanmıştır. Divan’a sahip padişahlardan biridir. Divân’ında 70 adet manzume bulunmaktadır. Eser içerisindeki manzumelerde Şeyhî’nin ve Ahmed Paşa’nın etkisi belirgindir.
Şiirlerinde dış yapı unsurlarına önem veren Fatih için Sehî Bey’in yapmış olduğu değerlendirmenin özeti şu şekildedir:

“Sözleri merdâne, gazelleri âşıkane ve yer yer hikemîdir.”

(Sözleri mertçe, gazelleri kederli, acılı ve düşünceye ağırlık veren, amacın okuyucuyu uyarmak, düşündürmek ve aydınlatmak olduğu, insana doğruyu, güzeli göstermeye yönelik görüş bildiren didaktik içeriklidir.)

Eser, Avnî Divânı adı ile ilk kez 1904 yılında G. Jacob tarafından Berlin’de basılmıştır. Birçok araştırmaya konu olmuştur.

Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî’nin harâb
Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana

((Sevgilim!) Eziyetlerinle Avnî’nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz (gibi coşkun gözlerim), sana inciler; bu maden ocağı (gibi gönlüm) de mücevherler sunar.)

II. BAYEZİD

Hakkaniyetli anlamına gelen “Adli” mahlasını kullanmıştır. Şairlik dışında hat sanatı eğitimi de almıştır.
Duygularının yansıması olarak kaleme aldığı şiirlerinin en önemlileri, kardeşi Cem Sultan ile arasındaki ilişkiyi ve mücadeleyi anlatanlardır. Cem Sultan’a yazdığı bu şiirler bir yönüyle tarihe ayna tutmaktadır. Şiirlerini topladığı Divanı 1890 yılında basılmıştır.

Göreli ol sanemin kaşlarını yây gözüm

Kıldı cevr oklarına sîne siper vây gözüm

Dimedüm mi sana ben bakma ana hây gözüm

Gözüm eyvây gözüm vay gözüm eyvây gözüm

YAVUZ SULTAN SELİM

Osmanlı padişahları arasında şiir yazım konusunda en yetenekli padişahlar arasında yer alan Yavuz Sultan Selim, padişahlık dönemi boyunca, şiirin, sanatın ve edebiyatın yaşaması adına özel ilgi gösterdi. Gittiği seferlerden yanında şairlerle dönmesi dönemin edebi hayatını önemli oranda canlandırdı. “Selim” ya da “Selimî” mahlasıyla Farsça şiirler yazan Yavuz Sultan Selim’in Türkçe şiirler yazdığına dair rivayetler de mevcuttur. Şiirlerinin toplandığı Farsça divanı 1888-1889 yılları arasında İstanbul’da, Alman imparatoru II. Wilhem’in emriyle de Berlin’de basıldı.

Gözlerimden aktı deryalar gibi yaşım benim
Dostlar ummadık şeyler gördü bu başım benim
Ben geda gurbed diarında kalır idim yanlız
Olmasa milletü derdü bela yoldaşım benim.

Bazı şiirlerinde dizelerin ilk kelimeleri yukarıdan aşağıya okunduğunda aynı dizeyi verir. Buna divan edebiyatında vezni aher denir.

Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sâdıkâne / belki ol / bu âlemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur

Günümüz Türkçesi:
Şahım sen herkesi kendine sadık dost sanma
Sen herkesi dost sanma belki o düşmanın olur
Belki o kişi alemlerde sözü geçen olur
Dost olur düşman olur sözü geçen olur hükümdar olur.

hürrem sultan kanüni mektubu

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Kanuni Sultan Süleyman seven ve sevgiyi besleyen anlamına gelen “Muhibbi” mahlasını kullanmıştır. Kendini edebi alanda çok iyi geliştiren Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı saltanatında bulunduğu dönemde birçok yönüyle altın çağı yaşadığı gibi edebiyatta da Kanuni ile farklı bir boyut kazandı. Muhibbi mahlasını kullanan ve üç binden fazla şiiri bulunan Kanuni, divanı olan şair padişahlar arasındadır. Ayrıca Hürrem Sultan’a olan aşkını şiirlerle de dile getirmiştir.

Bana dildârın cefâsı hoş gelir
Nitekim gayre vefâsı hoş gelir

Derdi ile hoş geçer dil dilberin
Derd sanma kim devâsı hoş gelir

Zahm-ı peykânı kızıl güldür bana
Bülbülüm hâr-ı belâsı hoş gelir

II.SELİM

Sarı Selim lakabıyla tanınan II. Selim şiirlerinde “Selimî” mahlasını kullandı. Edebiyat alanında yaptığı en önemli işlerden biri, daha şehzadelik günlerinden başlayarak çevresine şairleri toplamış olmasıdır. Ayrıca çok sayıda kitabı bulunan Sarı Selim, edebiyat içerikli olanlar başta olmak üzere kitaplara ilgi duymuş ve kitaplarını Selimiye Camii’ne vakfetmiştir.

Biz bülbül-i muhrik-dem-i şekva-yı firâkız
Ateş kesilir geçse sabâ gülşenimizden

(Ayrılığın şikayetinin yakıcı demlerinin adamlarıyız biz. Sabah rüzgârı ateş kesilir, gülistanımızdan geçse.)

III.MURAD

Duygularını naklettiği şiirlerini “Muradî” mahlasıyla kaleme aldı. Bir divanda topladığı şiirlerinin en güzel örneklerinden bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Günümüze ulaşan tek eseri Divan’dır.
39 adet Farsça gazel kaleme alan Muradî’nin bu şiirleri “Futuhat-ı Ramazan” adlı eserinde yer almaktadır.

bu dünya fanidir sakın aldanma
mağrur olup tac-u tahta dayanma
yedi iklim benim deyu güvenme
uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan

Hoş-hısâl ol bakmagıl sen herkesün güftârına
Kalbimi kıl bahr-âsâ gözle kim her kârı ne
Mâ’il-i câ vü haşem olma sebat olmaz ana
Zuhr-ı uhrâ kıl taleb bakma cihân etvârına
Cây-i süknâ olmadı pes bir rıbât-ı köhnedür

(Güzel huylu ol! Sen herkesin sözlerine kanma. Kalbini deniz gibi geniş tut. Herkesin işinin ne olduğuna bak. Makamına ve maiyetindeki adamlarına güvenme. Çünkü onlar geçicidir.)

I.AHMED

I. Ahmed “Bahtî” mahlasıyla şiirlerini kaleme aldı. Kösem Sultan’a olan yoğun hislerini şiirlerinde dile getirdi. Beste ve güfte türü şiirleriyle şairlik yeteneklerini ortaya koyan I. Ahmed, ünlü İran şairleri Hafız’ı ve Faris’i yazmış olduğu şiire nazire söylemeye davet eder ve onlara meydan okurdu.

N’ola tâcum gibi başumda götürsem dâ’im

Kademi nakşını ol hazret-i şâh-ı rusülün

Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir

Ahmedâ turma yüzün sür kademine o gülün

sultan

II.OSMAN

Genç Osman olarak da bilinen II.Osman, “Farisi” mahlasıyla birçok şiir yazmıştır.

Yine bir dilber-i âl-i cenâba meyl ider gönlüm

Leb-i lâ’l-i hayâl ile şerâba meyl ider gönlüm

Cemâl-i fikr ile âfitâba meyl ider gönlüm

Ona gül hasretiyle müşk-nâba meyl ider gönlüm

III.AHMED

Lale devrinin getirdiği sanat ve edebiyat ortamının sağlanmasında önemli rol oynayan III. Ahmed, dönemin ruhunu kendi bünyesinde taşıyarak “Ahmed” ve “Necib” mahlaslarıyla şiirler kaleme aldı. Şair, hattat ve münşi olan III. Ahmed, yirmi yedi yıllık saltanatı süresince bilim ve sanat adamlarının koruyucusu ve destekçisi oldu. Osmanlı Devleti’nin her yönüyle yeniliğe açık ve farklı padişahı III. Ahmed divan sahibi padişahlar arasındadır.

Hücûm-ı ceyş-i gamdan bana bir kehfü’l-emân olmaz

Sirişk-i dîde hûn oldu ki hîç bir dem nihân olmaz

Tenezzül eylemez zînet-sarây-ı dehre ‘âşıklar

Hümâ-pervâz-ı ‘aşka cây-ı süflî âşiyân olmaz

Ey gönül sen matlab-ı ilâyı tahsil etmedin
Var ise zad-ı reh-i ukbayı tahsil etmedin

Ey gönül gaflettesin insaf kıl ayâ niçin
Sırr-ı mettuye vukufa hiç tacil etmedin.

III.MUSTAFA

Cihangir mahlasıyla duygularını şiirle hayat bulduran III. Mustafa’nın kaleme aldığı ünlü bir dörtlüğü vardır ki onunla ilgili araştırma yapan herkes mutlaka bu dizelere ulaşır. III. Mustafa’nın kaleminden o dizeler şu şekilde dökülür:

Yıkılıptur bu cihân sanma ki bir dem düzele

Devleti çarh-ı denî verdi kamu mübtezele

Şimdi ebvâb-ı saâdetde gezen hep hezele

İşimiz kaldı hemân merhamet-i Lem-yezele

III.SELİM

III. Selim, İlhami mahlasıyla şiirler yazdı. Devrinin özellikleri olan mahallileşmenin etkilerini III. Selim’i şiirlerinde görmek mümkündür. Divanında yer alan şiirlerini nasıl yazdığını ve neden İlhami mahlasını kullandığını uzun bir manzume ile anlatır. Şiirlerinin yanında farklı bir uygulamaya giderek şiirlerindeki kusurlar için özür diler. Günümüzde onun mahlasıyla saptanabilen altı Divan nüshası mevcuttur.

bir pür-cefa hoş dilberdir
müptelayım hayli demdir
elbet gönül arzu eyler
gönül yanağı her şeb terdir
görebilsem sevebilsem
gül yanağı her şeb terdir

KAYNAKÇA:

https://www.beyaztarih.com/resimlerle-tarih/detay/osmanlinin-sair-padisahlari
https://www.antoloji.com/aglasa-derd-i-derunum-cesm-i-giryanim-sana-siiri/?siralama=p
https://www.turkedebiyati.org/etiket/yavuz-sultan-selim-eserleri/ 

https://www.antoloji.com/derdu-bela-siiri/

http://siirinsultanlari.blogspot.com/p/23.html

İnce, Adnan (hzl.) (2005). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ Sâlim Efendi. Ankara: AKM Yay. 157-158.
Ayan, Hüseyin, vd. (1987). “Fârisî (Sultan II. Osman-Genç Osman)”. Büyük Türk Klasikleri. C. 5. İstanbul: Ötüken-Söğüt Yay. 73 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir