AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NDEKİ HAK KATEGORİLERİ VE HAKLARIN SINIRLANDIRILMASI

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NDEKİ HAK KATEGORİLERİ VE HAKLARIN SINIRLANDIRILMASI

İnsan hakları, her insanın yalnızca insan olduğu için sahip olduğu haklardır. Bu temel haklar, devredilemez ve hiçbir şarta tabi değildir.[1]  Ayrıca din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet, millet ayrımı yapılmaksızın herkesin sahip olduğu haklardır. İnsan haklarını korumak için çeşitli adımlar atılmıştır. Bu adımlardan biri de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesidir. AİHS, Avrupa Konseyi’ne üye devletler tarafından 1950 yılında kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşmenin amacı, insan haklarını korumak ve geliştirmektir. Nitekim hazırlık sürecinde, Avrupa’daki demokratik rejimleri devam ettirmek için gereken asgari hak ve özgürlükler güvence altına alınmış, daha sonra bu hak listesi genişlemiştir.[2]  Diğer antlaşmalardan farklı olarak, AİHS’nde evrensel bir biçimde herkesin hakkı güvence altına alınmıştır ve karşılıklılık aranmamıştır. Ayrıca devletlerin iç hukuklarında hangi sistemin göz önüne aldığına bakılmaksızın sözleşmede tanınan hakların, iç hukuklarda güvenceye alınacağı varsayılmıştır.[3]   AİHM ise 1959 yılında, AİHS ve ek protokollerle güvence altına alınan temel hakların çiğnenmesi halinde kişilerin, toplulukların ve devletlerin, belirli kurallar ve usuller çerçevesinde başvurabilmesi için oluşturulmuş bir yargı sistemidir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin temel hakların korunması hususunda önemli bir yeri olduğu açıktır.[4] Sözleşmenin içerdiği hakları kategorize etmek, hakların önemini kavrayabilmek bakımından ve somut davaların çözümü açısından büyük önem taşımaktadır. İnsan haklarının önemi tartışmasız olmasına rağmen bazı zorunlu durumlarda bu haklara kısıtlamalar getirilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ayrıca insan haklarının korunmasının çok hassas bir konu olması sebebiyle kısıtlamalar getirilirken özel bir endişe ile ele alınması gerekmektedir.

AİHS’nde, açıkça olmasa da hangi hakların kısıtlanıp hangilerinin kısıtlanamayacağına dair bazı ipuçlarına yer verilmiştir. Bütün insan hakları önemlidir ancak bunlardan bazıları diğerlerine göre daha kolay sınırlandırılabilmektedir. Sözleşmede, korunan insan hakları arasında çeşitli ayrımlar yapıldığı için sınırlamalar daha rahat anlaşılabilmektedir. AİHS’de sınırlamalar açısından hak türleri beş kategoriye ayrılmaktadır.[5]

Sınırlandırılması mümkün olmayan haklar, ilk kategoriyi oluşturmaktadır. Bu kategorideki haklar, olağanüstü hal durumlarında ve savaşta bile kısıtlanamayan haklardır. AİHS madde 3’te işkence yasağı başlığı altında bahsedilen işkencenin yasaklanması bu kategoridedir. Yine aynı madde altında düzenlenen insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezanın yasaklanması da mutlak haklardandır. AİHM’nin de sıklıkla ifade ettiği gibi hiçbir koşulda işkence ve insanlık dışı muameleye izin verilemez.

Nispeten mutlak haklar ise ikinci kategoriyi oluşturur ve sözleşmenin 15. maddesinde sayılır. Ulusun güvenliğini tehdit eden bir olağanüstü halin varlığında kısıtlanabilen ancak barış zamanında kısıtlanamayan haklardır. Önceden pratikte çok kullanılmamakla beraber son zamanlarda özellikle terörizm ve askeri müdahalelere karşı olan mücadeleler bakımından giderek daha fazla başvurulduğu görülmektedir.

 Üçüncü hak kategorisi, belirli sınırlama şartlarıyla sınırlandırılabilir haklarla ilgilidir. Bu haklar, olağanüstü halin ve savaşın olduğu durumlara ek olarak barış zamanında da kısıtlanabilen haklardır. Örneğin özgürlük ve güvenlik hakkı başlığını taşıyan 5. maddede, kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılma halleri net olarak belirtilmiştir. Bunun yanı sıra hakkın önemi göz önünde bulundurularak özgürlükten mahrum bırakmanın keyfi olmadığını garanti etmek için bazı düzenlemelere de yer verilmiştir.

 Dördüncü hak kategorisi, genel sınırlama hükümleriyle sınırlandırılabilen haklarla ilgilidir. Sözleşmenin 8. ve 11. maddeleri arasında düzenlenen haklar bu kategoridedir. Bu haklara, ifade özgürlüğü veya düşünce, vicdan ve din özgürlüğünde olduğu gibi daha genel nitelikte sınırlamalar getirilmiştir. Örneğin 9. maddeye göre din veya inancı açıklama özgürlüğü, yalnızca ikinci fıkrada sayılan belirli durumlarda sınırlandırılabilir.[6]

Son hak kategorisindeki haklar için herhangi bir sınırlama yoktur. Ancak AİHM’ne göre, açık bir düzenlemeyle sınırlandırılmamaları, mutlak haklar olduğu anlamına gelmemektedir. Örneğin 6. maddede tercüman için yasal yardımdan yararlanma hakkı düzenlenmiştir ancak kişinin, dilini anladığı ve konuşabildiği bir mahkemede yargılanması durumunda tercüman için yasal yardım hakkı kısıtlanabilir. 

 

Hakların Sınırlandırılması İçin Koşullar

İnsan hakları çok önemli olsa da bazen kısıtlamalar getirilmesi gerekebilir. Bu gibi durumlarda sözleşmedeki düzenlemelere bakılır ve çeşitli haklara göre farklılık gösteren meşru kısıtlamalar uygulanabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, insan haklarına yasal müdahale olup olmadığını değerlendirmek için genel olarak üç şart öngörmüştür. Buna göre kısıtlamalar, yasa tarafından belirlenmiş, meşru bir amaca yönelik, orantılı ve zorunlu olmalıdır. Bu şartlar 8. maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olmasına rağmen mahkeme, bunları ilgili diğer haklarda da uygulamaktadır.[7]

Belirtilen şartlarla amaçlananlar açıktır. Kısıtlama, iç hukukta yasal bir dayanağa sahip olduğunda öngörülebilir olur ve kişiler makul ölçüde davranışlarının sonuçlarını görebilirler. Bu mahiyetle kısıtlamaların, belirli bir açıklıkta ve ulaşılabilir olması önem arz eder. Kısıtlama için meşru bir amaç bulunması zorunluluğu da devletlerin mahkemeye sundukları muğlâk ve geniş amaçlar nedeniyle önemli bir şarttır. Son olarak, zorunluluk ve orantılılık şartının sağlanmalıdır. Kısıtlama için acil bir sosyal ihtiyacın bulunması veya hükümetin ileri sürdüğü nedenin kısıtlamayı haklı çıkarmak için yeterli olması gereklidir. Tedbirden elde edilecek genel menfaat, ilgili insan hakkından ağır basacak kadar önemli olmalıdır. Kısacası orantılılık veya adil bir denge sağlanmalıdır.

AİHS’nin, temel hakların korunması hususunda önemli bir yere sahip olduğu açıktır. Burada düzenlenen hakları kategorize etmek, AİHM’nin somut olayda gerçek bir sözleşme ihlali olup olmadığını anlayabilmesini sağlar ve söz konusu hak hakkında yasal bir sınırlama varsa anlaşılmasını kolaylaştırır. İnsan haklarının etkili bir biçimde korunabilmesi için birtakım sınırlandırmalar getirilmesi de gerekebilir. Bu sınırlamalarda aranan şartlar ise doğru sonuçlar elde etmek için gerekli ve önemlidir.

KAYNAKÇA

[1] ÇAĞIL, Orhan. “İNSAN HAKLARI VE TABİİ HUKUK.” İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası 50.1-4 (1984): s. 75.

[2] http://www.duzce.gov.tr/avrupa-insan-haklari-sozlesmesi

[3] AKILLIOĞLU, Tekin. “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İç Hukukumuz.” (1989). s. 158.

[4] Yüksel, METİN. “Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı.” (2002), s. 3.

[5] https://www.coursera.org/learn/humanrights/lecture/xDJy2/categories-of-rights-in-the-echr-and-possibilities-for-limitation

[6] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, https://www.echr.coe.int/documents/convention_tur.pdf

[7] https://www.coursera.org/learn/humanrights/lecture/dBLLR/conditions-for-restriction-of-echr-rights

Rümeysa Dağlı

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. Sınıf Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir