İDAM CEZASININ CEZA HUKUKUNDAKİ YERİ VE UYGULANABİLİRLİĞİ

Hukukun İşlevi ve Ceza Hukuku

İnsan davranışlarını düzenleyen kuralların oluşturduğu hukuk düzeni, toplumda barışı ve güvenliği sağlayarak bireylerin haklarını güvence altına alma görevini üstlenmektedir. Hukuk düzeninin diğer kurallardan farkı ise bu kurallara aykırı davranış sergilendiğinde devletin cebir kullanma yetkisidir. Bir bütün arz eden hukuk düzeni, birbirlerini tamamlayan parçalara bölünmüştür. Ceza hukuku da bu parçalardan birini oluşturmaktadır.

Ceza, işlenen suç karşılığında uygulanmak üzere öngörülen yaptırımlardır ve bu kapsamda yayımlanan ceza kanununun ereği, “kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.” Bu hüküm TCK m.1’ de düzenlenmiştir. Hükümden çıkarılabilecek diğer bir sonuç ise Yaptırımların bi­reye uygulanması ile cezanın genel ve özel önleme amacının gerçekleşmesidir. Suç işleyen kimsenin cezalandırılmasının diğer insanlar üzerindeki korkutucu etkisi nedeniyle  suç işlemekten çekinilir. Buna cezanın genel önleme amacı denir. Cezanın, suç işleyen kişinin toplum bakımından zararsız hale getirilmesini amaçlayan ve tekrar suç işlemesini önleyen etkisine ise özel önleme etkisi denir.  Ceza kanunları koymuş oldukları suç ve yaptırımlar ile özel ve genel önlemeyi sağlayarak suç işlenmesini önlemek amacını güder.

İdam Cezasının Ülkemiz Açısından Tarihi

Meclisin 1920 yılında kurulmasından başlayarak 1984 yılına kadar 64 yıllık dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan ve infazı da gerçekleştirilen idam cezası karar sayısı 15’i kadın hükümlü olmakla birlikte 712’dir. Lâkin meclise gelmeden evvel, İstiklal Mahkemeleri tarafından en az 1500 idam kararının bulunduğu tahmin edilmektedir. İdam cezası, 1984 yılından itibaren uygulanmamış olsa da Türk Hukuku’ndan 2004 yılında kaldırılmıştır.

Uygulanma şekli ise, mahkemeler tarafından verilen idam kararları Yargıtay’da onandıktan sonra meclise gönderilir meclisin de bu kararı onaması hâlinde ölüm cezasının infazı gerçekleşir, hükümlü idam edilirdi.

Yer alan düzenlemeye göre hükümlünün 18 yaşından küçük veya 65 yaşından büyük olması halinde cezanın infazı gerçekleşmemekteydi. Hamile kadınlar için doğum gerçekleşene kadar, akıl dengesi yerinde olmayan kişiler için akıl sağlığını kazanana kadar ve hükümlünün mensubu olduğu din ve mezhebin özel günlerinde de idam cezası infaz edilmeyip ertelenmekteydi.

İdam Cezasının Uygulanabilirliği

Uzun yıllardır gündemden ne yazık ki eksik olmamakla birlikte son dönemde şiddetini artıran kadın cinayetleri ve kadının uğradığı cinsel taciz ve saldırıların sayısı, idam cezasının gerekliliğini tartışma konusu haline getirmiştir.

Ceza Hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde incelendiği takdirde idam cezasının uygulanması ödettiricilik ilkesi açısından, mevzubahis yaptırıma kişinin hayatı konu olacak ve yaşam hakkı elinden alınacaktır. Akıllara suçlunun kefaretini en ağır biçimde ödediği düşüncesini sarih bir biçimde getirmektedir. Lakin burada düşünülmesi gereken husus: Kişinin hızlı ve tek sefere mahsus yaşadığı acı ve ızdırap, hükümlü için bir ödül mü yoksa ceza mıdır?

Önleyicilik ve caydırıcılık ilkesi çerçevesinde düşünüldüğünde, idam edilen hükümlü, toplumun olması gereken yapısını daha fazla tahrif edemeyeceğinden önleyicilik ilkesi için yerinde bir düzenleme olacağı açıktır. Tarihte de gözlemlendiği üzere çoğunlukla halkın görebileceği bir açık alanda yapılan bu infazların, toplumun diğer bireylerinin feyzalması yönünden caydırıcılık ilkesi için yerinde bir düzenleme olacağı da kuşkusuzdur.

Tüm bunlarla birlikte, ceza hukukunun suçluya uyguladığı yaptırımın temelinde suçluyu topluma geri kazandırma ereği söz konusudur. Cezanın infazı gerçekleştiğinde ve ceza son bulduğunda kişi, işlemiş olduğu suçun toplum ve hukuk kuralları için uygun olmadığı düşüncesine sahip olmalıdır. Bu düşünceye sahip bir şekilde pişmanlık duyan kişinin, tekrardan toplumun arasında yer alması ereği yalnız bu takdirde vaki olacaktır. İdam cezasının uygulanmasıyla birlikte suçluyu topluma geri kazandırma ereği gündeme gelemeyecektir.

Kadına yönelik cinsel saldırıların önüne geçmek ereğiyle gündeme gelen idam cezası için dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da yaşam hakkının elinden alınması dışında bir üst cezanın olmamasıdır. Cinsel saldırıda bulunan bir suçluya idam cezası hükmünün uygun görülmesi durumunda kasten öldürme suçunun cezası değişmeden korunursa, cinsel saldırı suçunda bulunan suçlunun, mağduru kasten öldürerek kanıt bırakmamak amacıyla hareket edeceği gözlemlenebilir. Böyle bir boşluğun vaki olmaması için idam cezasının uygun olup olmayacağı ve eğer uygun görülür ise hangi suça ilişkin uygun olabileceği son derece önem teşkil etmektedir.

Tüm belge ve kanıtlar incelendiğinde suçlu bulunan hükümlünün, cezasının infazı vaki olduktan sonra suçsuzluğu ortaya çıktığında masum bir kişinin yaşam hakkı elinden alınmış olacaktır. Hakkında hapis cezası öngörülen hükümlünün suçsuz olduğu ortaya çıkar ise kişi hayatını idame ettirebilecekken idam cezasında böyle bir durum söz konusu olamaz. Mukayese ederek incelendiği takdirde idam cezasının geri dönüşü olmayan bir ceza olduğu önem ifade etmektedir. Lâkin 21. Yüzyılın ilk çeyreğini bitirmek üzere olduğumuz bu yıllarda gelişen teknolojinin etkisiyle birlikte, örneğin güvenlik kamerasında çok açık bir biçimde idam cezasının öngörüldüğü suçu tipik bir şekilde işleyen kişinin kim olduğu gözlemlenebilmektedir. Söz konusu suç ve suçlunun şüphe getirmez olduğu durumlar günümüzde daha rahat gözlemlenebildiğinden, uygun bir düzenleme ile geri dönüşü olmayan bir ceza olduğundan hareketle duyulan hassasiyetin önüne geçilebilir.

Sonuç olarak, idam cezası günümüz toplumunda artan suçlar için gerekli görülmek ve başka ülkelerce de uygulanmakla birlikte, uygulanabilirliği konusunda sahip olduğu hassasiyet ve bulunduğu çizginin inceliği sebebiyle toplum normlarının gereğine göre hareket edilmelidir.

Oğuz Özkale

TOBB ETÜ hukuk bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Anadolu Üniversitesi açıköğretim bünyesinde işletme bölümünde de öğrenim görmekteyim. 2018 yılında yapılan yükseköğretim kurumları sınavında 568. oldum.

İDAM CEZASININ CEZA HUKUKUNDAKİ YERİ VE UYGULANABİLİRLİĞİ” için bir yorum

  • Aralık 8, 2020 tarihinde, saat 3:36 pm
    Permalink

    Elinize sağlık Oğuz bey yazılarınızın devamını bekliyoruz.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir