En Temel Hayat Sigortası: Risk Belirleme ve Denetleme

En Temel Hayat Sigortası: Risk Belirleme ve Denetleme

Kişisel veya profesyonel hayatımızda daima risklere sahip insanlarız. Hayatımızın çeşitli dönemlerinde doğal, çevresel veya insan kaynaklı beklenilmeyen ve planlarımızı bozan durumlar yaşanır. Bunun için halk ağzında “Evdeki hesap çarşıya uymaz.”  diye güzel bir sözümüz varken ve hazır hepimiz 2020 yılının en beklenilmeyen durumu olan korona sebebiyle evlerdeyken size risk nedir ve riskle baş etmenin nasıl olabileceğinden bahsetmek istiyorum.

“Risk, beklenen ama ne zaman olacağı, nasıl meydana geleceği ve ne kadar zarar vereceği bilinmeyen olaylardır.”[1]

Eğer bir iş sahibiyseniz veya sadece öğrenciyseniz bile bu yazacaklarım hayatınızın bir yerinde mutlaka işinize yarayacak demektir.

Risk hep etrafımızdadır, dinamiktir. Hayatımızı tehdit eden veya olmasını istemediğimiz durumlar için önlem almamız ve plan yapmamız gerekmektedir. Bu hem kendi maddi ve manevi sağlığımız hem de etrafımızda ki sevdiklerimiz için bir öz-görevdir.

Hayatımızın veya işimizin içinde olan riski öncelikle bulmak ardından analiz etmeliyiz.

Risk Analizi

Risk analizi birkaç sürece sahiptir. Riskleri bulup analiz ettiğimizde onlara karşı yapacağımız planları da düşünebiliriz. Bu sebeple en önemli basamaktır.

1)Kapsam Belirlenmesi[2]

İş hayatınızda emeğinizi yanlış yerlerde harcıyor olabilirsiniz. İş yeriniz kaynaklı veya sadece benliğiniz sebebiyle kariyerinizde belli başlı risklere gebelik mümkün.  Çevresel, doğal veya kendinizle alakalı riskleri tanımalı, tespit etmeli ve sıralamalısınız.

Öğrenci olarak da eğitim hayatınızdaki riskleri iyi tayin ederek, gelecek hayatınızın en önemli basamaklarını genç yaşlarda atacağınız adımlarla ve engelleyeceğiniz risklerle bambaşka yerlere götürebilirsiniz.

Çabanı Doğru Yere Yönlendir

Hayaller güzeldir ama gerçekler her zaman öyle değil…

Bulunduğunuz konumu, elinizdeki varlıkları(içsel ve dışsal) farkında olarak riskin boyutlarını küçültmek mümkün. Bu da bizi diğer basamağa yönlendirir.

2)Varlık Belirlemesi[2]

Neye yeteneğin var? Ne konuda kullanılabilir bilgi sahibisin? İlgi alanların neler? Hoşlandığın şeyleri iş olarak yapmak mı istiyorsun yoksa hobi olarak kalması senin için daha iyi mi olur? Elinde bir sermaye var mı? Peki bir fikir? Kullanabileceğin materyallerin neler?

Elinde olan materyalleri iyi anlamak için kendine zayıf ve güçlü yönlerini gösteren sorular sormalısın. Tabi tek yöntem bu değil.

Eğer kişisel değil başka kişileri de etkileyen, kurumsal tarafı olan bir risk söz konusuysa anket yapmak ve bireylerle birebir konuşmalarla riskin boyutu ve durum daha iyi öğrenilebilir. Ek olarak elimizdeki varlıkların ne durumda olduğunu da anlayabiliriz.

Bir bilişim teknolojisi şirketinde sadece insanlar ya da yazılım söz konusu risk taşıyıcılar değildir.

İş yerindeki boru hatları, elektrik ve internet altyapısı, maddi kaynaklar, yatırımcılar ve teknolojik aletler gibi noktalarda riske sahip taraflardır. Bu yüzden bu tarz kurumlar belirli zamanlarda kapsam ve varlık belirlemesi yaparak olası risklere karşı önlem alabilirler.

Kişisel örneğim olan öğrenci de çeşitli planlayıcılar ile önünü görmek, zamansal ve bilgisel varlığını ölçerek olacak quiz, ödev ve sınavlara karşı sahip olabileceğin riskleri analiz etmeni sağlar. Böylece neye ne kadar çaba harcayabileceğini daha iyi görebilirsin.

Riski Arttıran Nedenler

Riski arttıran zayıflıklarımızı kestirerek riske karşı kendimizi donanımlı hale getirebilme imkanımız artar.

  • Bilgi eksikliği
  • Dikkatsizlik, acelecilik
  • Planlarda veya pratikte oluşan hatalar
  • Kararsızlık
  • Güvensiz ve tehlikeli ortam

Gibi maddeler riski ayağınıza getirir.

Her şey bir sis bulutu içinde yitip gidiyordu. -George Orwell[3]

Riski sise benzetebiliriz. Eğer meteoroloji öngöremez ise içinde kalıp yolumuzu şaşırabiliriz.

Bunun için belli başlı programlar yapmalıyız.

En az iki çeşit planımız olmalı. Basitçe A ve B planı dememiz de herhangi bir sakınca yok.

A planımız kısaca riski ortadan kaldırma ve önlem alma üzerine kuruludur.

B planı ise A planı ile ortadan kaldıramamış olma ihtimalimize karşın, riskin getirisi olan sonuçlara karşı kendimizi, işimizi ve varlıklarımızı korumaya yönelik adımları içermeli.

Eğer düşündüğünüzden daha büyük bir risk veya aynı anda  başka yerlerden karşınıza çıkan riskler söz konusu ise risk(ler)i parçalama ve sıralamaya geçmek gerekiyor.

Riskin Parçalanması ve Sıralanması

Riski, meydana gelme olasılıkları, yaratacağı etki ve olma olasılığına göre önem sırasına sokmalıyız. Bunun için bazı metotlar bulunuyor tabiî ki.

Riski ölçmek için bazı soruları kendinize sorabilirsiniz. Böylece sizde bırakacağı etkiyi tahmin edebilir, nasıl bir yolda gideceğinizi planlamak için daha iyi materyaller bulabilirsiniz de.

Riskinizi parçalamak bazen karmaşık olabilir. Birbiri ile bağlantılı küçük sorunları belli bir önem sırasına sokmak insanı bunaltır ve kafasını karıştırır. Bunun için L  tipi matris yöntemini kullanmak etkili bir yöntemdir.

L tipi matrislerde 3×3 5×5 veya 10×10 matrisler kullanılır. Satırlar olma olasılığının derecelerini belirlerken, sütunlar ise çoğunlukla sonucunun üzerimizde veya varlıklarımızın üzerinde bırakabileceği sonucun şiddetini simgeler.[5]

stres analiz şeması
Tablo 1 : L Tipi Risk Puanı Derecelendirme Matrisi

Riskleri ya da risk parçalarını bu yöntemle düzenleyebilir; hangi risklere daha çabuk ve daha çok önlem almalıyız, hangilerini erteleyebiliriz matriste ortaya çıkarırız.

Matrislerden gideceksek X tipi matrislerde başka bir yöntemdir. X tipi matrislerde riskin kişi de bırakacağı sorunun kendi şiddeti ve maliyeti ile onu ortadan kaldırmak için kullanacağımız planların maliyetini de kapsar. Daha önceden uğraşılmış sorunların değerlerini kaynak olarak kullanır.

Kontrol Listesi (Check List) hayatımızda en az bir kere kullandığımız bir yöntemdir. Romantik olarak bakacaksak bir papatyayı seviyor sevmiyor diye yolmak da bir risk yönetimidir ancak tam olarak işlevsel değildir çünkü papatyanın yaprak sayısına göre risk ortadan kaybolmaz ya da var olmaz.[6]  

Bu liste için elimizde bir negatif bir de pozitif ayrım yapacak taraf lazım. “+” veya “-“, “var” veya “ yok”, “yeterli” veya “yetersiz”, “gerekli” veya “gereksiz” gibi taraflar ile riski ölçebilir, elimizdeki varlıklarımızı sınıflandırabilir ve öncelik sırasına sokabiliriz.

Puanlama sistemi ise sizle paylaşacağım son yöntemdir. Puanlama sisteminde L tipi matrislerdeki gibi risklere olma olasılığı ve sonucunun şiddetine göre puanlar veriyoruz ancak bundan sonra bu iki puanı birbirleriyle çarpıyoruz. Bu yöntemle bir matris yerine bir liste, dizi elimizde oluyor.

Risksiz yaşamda başarı aramak, bulanık suda balık avlamaya benzer.

Risk kötü bir şey değildir. Sadece riskin kötü sonuçlara dönüşmesini engellemek için çalışmalıyız. Yukarıda bahsettiğim basamakları uygulayarak hayatınızdaki kötü risklere önlem almak için daha fazla vakit kaybetmeyin. Zamanımızın en büyük ve popüler riskine  -bilirsin sen onu- karşı da önlemlerinizi almayı unutmayın.

Sevgilerle…

Gökçe Nur Pulat

Ankara Anadolu Lise'sinde bir zamanlar okumuş, şu an TOBB ETÜ'de Bilgisayar Mühendisliği okuyan ben Gökçe Nur Pulat. Şu an Ankara'da yaşamaktayım. Herkesin sevdiğini sevebilecek, nefret için üşengeç ve nereden geldiğini bilemediğim bilgilere sahip olan biriyim ve bu bilgilerin arasından bazılarını seçip daha detaylı bir çerçevede sunmak istiyorum. Bu sayfada fazlasıyla hayattan, gerekçe mühendislik ve bilim hakkında yazılarımı paylaşacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir