TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK PERSPEKTİFTEN BAKIŞ

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK PERSPEKTİFTEN BAKIŞ

Her çağın nevi şahsına münhasır hastalıkları vardır. Nihai olarak antibiyotiğin keşfiyle sonlanan bakteriyel hastalıklar gibi. Hastalık veçhesinden bakacak olursak başlamakta olan 21. yüzyıl ne bakteriyel ne de viral; bilakis sinirsel olarak belirlenmiştir. Depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, sınırda kişilik bozukluğu veya tükenmişlik sendromu gibi sinirsel hastalıklar başlamakta olan 21.yüzyılın patolojik manzarasını tayin etmektedir.[1]

Bu yazımızda “tükenmişlik sendromu“nu Byung Chul-Han ‘ın “Yorgunluk Toplumu” eserini temel alarak tartışacak ardından tükenmişlik sendromunun belirtilerinden bahsedeceğiz.

Tükenmişlik Sendromu Nedir? Nasıl Ortaya Çıkar?

1974 yılında ilk olarak Herbert Freudenberger tarafından başarısızlık, yıpranmışlık, güç ve enerji düzeyinin azalması, tatmin edilmez isteklerin oluşması sonucunda bireyin içsel kaynaklarında oluşan tükenmişlik durumu olarak tanımlanan tükenmişlik sendromu hayatımızın her alanına giren rekabet, ilerleyen teknolojinin getirdiği ve gittikçe zorlaşan çalışma şartları, kişisel problemlerimiz, kişiliklerimiz ve problem çözebilme yetilerimiz, bunun yanı sıra iş ortamlarında yeterince profesyonel olmayan organizasyon şemaları dolayısıyla ortaya çıkmaktadır.

"Yüz yüze ilişki gerektiren hizmet sektöründe ve mesleklerde daha sık rastlanan bir problem"

Tükenmişlik sendromu, yüz yüze ilişki gerektiren hizmet sektöründe ve mesleklerde daha sık rastlanan bir problemdir. İnsanlara karşı duyulan sorumluluğun, nesnelere karşı duyulan sorumluluktan daha fazla olması nedeniyle, hizmet sektöründe çalışan kişilerde tükenme riskinin daha yüksek olduğu iddia edilmektedir. Sağlık çalışanları, avukatlar, öğretmenler, polis ve askerler, akademisyenler, bankacılar, sosyal hizmet çalışanları, çeşitli sektörlerin müşteri hizmetleri, call-center çalışanları ve yönetici pozisyonlarında çalışanlarda tükenmişliğe daha sık rastlanmaktadır.[2]

"Tükenmişlik sendromuna zemin hazırlayan bireysel-psikolojik sebepler ile toplumsal-sosyolojik sebeplerin adeta iç içe geçtiğini ve birbirini tetiklediğini görürüz."

Tükenmişlik sendromuna zemin hazırlayan bireysel-psikolojik sebepler ile toplumsal-sosyolojik sebeplerin adeta iç içe geçtiğini ve birbirini tetiklediğini görürüz. Kişinin sosyal hayatının, arkadaş ilişkilerinin iyi olmaması, hayatın başka alanlarında kendini ifade edememesi, kişinin tek doyum kaynağının iş olması, bütün yaşam enerjisini sadece işten sağlıyor olması ve orada yaşadığı hayal kırıklıklarını tamponlayacak başka bir sistemin olmaması, insanların sosyal ilişkilerinden giderek uzaklaşıp kariyerizme yönelmesi,sıkı ve ağır koşullarda çalışan bireylerin “takdir” ve “ödül” görmeden sıkı ve ağır koşullar altında çalışmaya devam etmek zorunda kalması[3] şeklinde ifade edebileceğimiz, tükenmişlik sendromuna davetiye çıkaran psikolojik durumların oluşmasına neden olan ana unsurun 21.yüzyılın “performans” odaklı toplum yapısı olduğunu düşünmekteyiz.

21. yüzyıl artık bir disiplin toplumu değil performans toplumudur.

Byung Chul Han’ın ifade ettiği üzere günümüz toplumu artık hastaneler, tımarhaneler, hapishaneler, kışlalar ve fabrikalardan oluşan bir disiplin toplumu değil. Bunların yerini çoktan beridir fitness salonları,bürolardan oluşan gökdelenler, bankalar, havaalanları, alış-veriş merkezleri ve gen laboratuvarları aldı. 21.yüzyıl artık bir disiplin toplumu değil performans toplumudur. Sakinleri de ‘itaatkar özne’ değil performans öznesidir.”[4] 21. Yüzyıl performans toplumunun yapısını daha iyi kavramak için Byung Chul-Han’ın şu ifadelerine yer vermemiz gerekmektedir ” Gücün/imkânın iki formu vardır. Pozitif güç bir şeyi yapma gücüdür. Negatif güç ise bunun aksine hiçbir şey yapmama gücüdür. Nietzsche’nin dilinden konuşacak olursak, hayır diyebilme gücüdür.[5]

Örnek verecek olursak sabahları koşmak pozitif bir güçse, koşmamak veya koşmama hakkı negatif güçtür. Bilgisayarda yazı yazmak pozitif güç ise bilgisayarda yazı yazmamak negatif güçtür. Uzunca bir süre çalışmanın (pozitif gücü kullanmanın) ardından dinlenebilmek için kişi negatif gücünü yani çalışmama hakkını/gücünü kullanmalıdır. Performans toplumu ise sürekli olarak pozitif güce vurgu yaparak, negatif gücü es geçerek bireyleri sürekli performans öznesi yapar, korkunç bir tükenmişliğe sevk eder. Byung- Chul Han bu durumu “Dünyanın böyle bütüncül pozitifleştirilmesi esnasında hem insan hem de toplum otistik performans makinesine dönüşür. Şöyle de denilebilir: başarıyı azamileştirmek üzere gösterilen çaba, negatifliği lağveder. [6]” ifadeleriyle anlatmıştır.

Toplumun bireylerin pozitif gücünü sömürebilmesine imkân sağlayan önemli bir etmen ise merkezine “başarı”yı koyan performans toplumunun bireylerde sınırsız egemenlik algısı yaratarak yani kişi isterse her istediğini başarabilir ve alabilir algısı yaratarak kişileri daimî olarak çalışmaya ve kariyerizme yönlendirmesi, hayatının tamamı işten ibaret olan bireylerin onları iş hayatının stres ve sıkıntısından uzaklaştıracak sosyal ilişkilere ve aktivitelere zaman ayıramamasıdır.

Yukarıda bahsettiklerimizin kısa bir özetini verecek olursak; performans toplumunun merkezine oradan da bireylerin bilinçdışına yerleştirdiği, sürekli olarak “çalışma”,”başarma” ve ” üretme” dürtüsü,pozitif güce vurgu yapılarak negatif gücün önemsizleştirilmesi nedeniyle “aralık ve ara-zamanlar açısından çok fakir, ara verme kıtlığının olduğu”[7] çevre,  kişilerin sosyal ilişkilerinin zedelenmesine, yalnızlaşmasına, iş dünyasında yaşadığı sıkıntı ve stresi atacağı aktivitelerde bulunamamasına, iş dünyasında yaşadığı derin yorgunluğa değecek bir “anlam” arayışından zamanla yoksunlaşmasına ve zamanla tükenmesine yol açmaktadır. Bu tükenmişlik hali de karşımıza “tükenmişlik sendromu” olarak çıkmaktadır.

Eğer sizler de kendinizde tükenmişlik sendromu varlığından endişe ediyorsanız aşağıda sıraladığımız belirtilere bakmanızda yarar var.

Tükenmişlik sendromu belirtileri

Tükenmişlik sendromunun fiziksel belirtileri
  • Aşırı yorgunluk ve enerjisizlik
  • Kalp çarpıntısı, midede şişkinlik
  • Sık aralıklarla kabız olma veya hastalanma
  • Uyku problemi, uyumakta ve uyumakta zorluk çekme
  • Solunum güçlüğü çekmek
  • Başta bacak ve sırt ağrısı olmak üzere yaygın bedensel ağrılar
Tükenmişlik sendromunun zihinsel belirtileri
  • Eskiden sevdiği faaliyetlerden hemen sıkılma
  • Dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve dalgınlık
  • Karar verme güçlüğü yada kararı erteleme eğilimi
  • Tükenmişlik sendromunun duygusal belirtileri
  • Yaygın ümitsizlik hissi
  • Özgüven eksikliği yaşama
  • Çok sık hayal kırıklığı duygusu yaşama
  • Kendini değersiz hissetme durumu
  • Eleştirilere katlanamama
  • Aşırı şüphecilik
  • Yoğun kaygılanma ve huzursuzluk hali [8]

Yukarıda saydığımız belirtilerden de anlaşılacağı üzere tükenmişlik sendromu belirtileri ile depresyon belirtileri paralellik göstermektedir. Ancak ikisi arasındaki farkı Kemal Sayar “Depresyonu olan bir insanı tatile gönderirseniz, iş ortamından uzaklaştırırsanız depresyon iyileşmez ama tükenmişlik sendromu içinde olan bir insanı o ortamdan alıp mutlu olabileceği bir ortama koyduğunuz zaman her şey değişir. Tükenmişlik şartlara bağlı bir durum. Şartların getirdiği bir şey”[9] şeklinde cevaplandırıyor.

TÜKENMİŞLİK SENDROMU NASIL ÖNLENEBİLİR?

  • İş ve aile yaşamında suçluluk hissetmeden üzerine almak istemediği sorumluluklara hayır diyebilme.                           
  • Kaldırabileceğimiz kadar sorumluluk almayı öğrenme.          
  • Stres yaratan durumlarla karşılaştıkça güçlü ve zayıf yönlerini öğrenme, karşılaşılan yeni stresli ortamlara bunu aktarma.               
  • Gerçekçi hedefler koyma: Anlamlı, ulaşılabilecek hedefler koyma ve hedefi uzun ve kısa vadeli olarak parçalara ayırma, planlama yapma. Kendini ön plana koyma: Kendini dinleme, yorulmaya, tükenmeye başladığı zamanda kendini şarj etme. Kendine zaman ayırma belli bir süre sadece kendi zevk aldığı bir şeyi yapma.
  • İş ve ev yaşamında memnuniyetsizlik ve sorun yaratan durumları tespit etme ve bunları değiştirme.
  • Zamanı etkili yönetmeyi öğrenme: Ev ve iş yaşamında geçirilen zamanı nicelikten niteliğe götürme.
  • Mükemmeliyetçiliği azaltma, hata yapabileceğini kabul etme.
  • Stresle baş etme becerisi geliştirme: Bu noktada kişi bir psikolog veya psikiyatristten yardım alabilir.[10]

KAYNAKÇA

[1] Byung-Chul HAN,Yorgunluk Toplumu,Açılım Kitap yayınları,sayfa:40

[2] http://www.losante.com.tr/Blog/Detail/2150

[3] https://kemalsayar.com/basinda/tukenmislik-senrdomu

[4] Byung-Chul HAN,Yorgunluk Toplumu,Açılım Kitap yayınları,sayfa:41

[5] Byung-Chul HAN,Yorgunluk Toplumu,Açılım Kitap yayınları,sayfa:17

[6] Byung-Chul HAN,Yorgunluk Toplumu,Açılım Kitap yayınları,sayfa:40

[7] Byung-Chul HAN,Yorgunluk Toplumu,Açılım Kitap yayınları,sayfa:38

[8] https://www.medikalakademi.com.tr/tukenmislik-sendromu-nedir-tani-tedavisi-nasil-gecer/

[9] https://kemalsayar.com/basinda/tukenmislik-senrdomu

[10]https://www.google.com/amp/s/www.e-psikiyatri.com/amp/tukenmislik-sendromu-ve-onlenmesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir