EUROPA’ DA HAYAT VAR MI?

EUROPA' DA HAYAT VAR MI?

Jüpiter’in keşfedilmiş 79 uydusundan en büyük 4. Uydusu olan Europa aynı zamanda güneş sistemimizdeki en büyük 6. Uydudur. Çapı yaklaşık 3.100 km yani aşağı yukarı bizim ayımız kadardır ve herhangi bir atmosferi yoktur. Peki, bizden oldukça uzak, küçük ve herhangi bir atmosferi olmayan bu uydunun bu kadar önemli olmasının sebebi nedir? Neden yıllarca tüm dikkatler bu uydunun üzerindeydi? Bu soruların cevabı için öncelikle Europa’nın keşfedildiği yıllara dönmemiz gerekiyor.

EUROPA'NIN KEŞFİ

1610 yılında Galileo tarafından keşfedilmiştir. İlk keşfedildiğinde Jüpiter 2 ismi verilmişti. Bunun sebebiyse Jüpiter kadar parlak olmasa da bir uyduya göre oldukça parlak olmasıydı. Parlaklığı sebebiyle de bir gezegen olduğu iddiası ortaya atılmıştı ama sonrasında yapılan gözlemler sonucunda bunun bir uydu olduğu saptanmıştır.

Europa’nın boyutlarını daha iyi anlamamız için bir örnek verecek olursak; Güneş sistemimiz deki en büyük gezegen olan Jüpiter’in boyutu yaklaşık olarak dünyamızın 200 katıdır. Europa ise bizim ayımız kadardır yani Dünyamızın 1/6 ‘sı kadar. Oldukça küçük olan bu uydu parlaklığı sebebiyle yıllarca dikkatleri üzerine çekti. 

Peki, nasıl olur da bu kadar küçük bir uydu bu kadar parlak görünür?

NEDEN BU KADAR PARLAK?

Bu sorunun cevabı öğrenebilmek için 20. Yüzyılı beklememiz gerekti. Voyager ve Pioneer 11 araçları sayesinde bu parlak uydu hakkında daha çok bilgiye sahip olduk. Bu araçlar görevleri sırasında çok önemli görüntüler ve veriler elde etmeyi başardılar. Bu verilerin doğrultusunda da Europa’nın devasa bir buz uydusu olduğu ortaya çıktı. Daha sonrasında NASA 1989 yılında Europa’ya ‘Galileo’ adlı uzay sondasını gönderdi. 1995 yılında göreve başlayan Galileo uzay sondası 2003 yılına kadar çok önemli ve değerli veriler elde etti.

Galileo uzay sondasının ilk tespit ettiği verilerden olan ve oldukça ilgi çekici olan şey Europa’nın üzerinde krater olmamasıydı. Bu Europa’nın herhangi bir meteor yağmuruna maruz kalmaması anlamına geliyordu ki böyle bir ihtimal yoktu. Yani çok büyük ihtimalle yüzey şekilleri değişiyordu. Bu yüzden de kraterlerin izleri kayboluyordu. Fakat yüzey şekillerini değiştirebilecek atmosferik ya da jeolojik bir olay yoktu. Bu da Europa’nın yüzeyinin buzlarla kaplı olduğu anlamına geliyordu.

EUROPA' DAKİ ÇATLAKLAR

Oldukça ilgi çekici olan diğer bir durum ise Europa’nın üzerinde devasa çatlaklar olmasıydı. Yüzlerce kilometre uzunluğunda olan bu çatlaklar neden oluşuyordu peki?

 

europa
NASA/JPL/University of Arizona April 28, 2009

Öncelikle Europa 10-100 km arasında bir buz tabakasından oluşuyor ve bu devasa çatlakların oluşabilmesi için çok aktif bir zemine ihtiyaç olduğu anlamına geliyor. Bu bilgi doğrultusunda da bilim insanlarının vardığı ortak nokta çok büyük bir ihtimalle Europa’daki buz tabakasının altında hareketli bir okyanusun olduğuydu. Ayrıca bu uydunun kabuğunun altındaki okyanustan sadece ihtimaller dahilinde haberdar değiliz. İlerleyen yıllarda Galileo uzay sondasının yapmış olduğu gözlemler sırasında da bazı su gayzerleri ve buz volkanları olduğu ortaya çıktı. Hatta geçtiğimiz senelerde Hubble uzay teleskopu Europa’nın üzerindeki devasa su gayzerlerini görüntülemeyi başardı. (şekil 3) Yani Europa’da yaşamın kaynağı olan su var hem de çok miktarda.

Peki, su varsa yaşam vardır diyebilir miyiz?

europa
NASA şekil 3

SADECE SU YETERLİ Mİ?

Bilindiği gibi su yaşamın kaynağıdır ve Europa’ da çok miktarda su var. Yapılan hesaplamalarda Dünya’daki bütün okyanus, deniz, göl ve nehirlerde ki suların toplamı Europa’daki su miktarından çok daha az. Hatta bazı kaynaklarda Europa’daki su miktarının Dünyadaki suların 3 katı kadar olduğu söyleniyor. Ama sadece su yaşam olması için yeterli midir?

europada su
NASA/May 24,2012

Öncelikle Europa’nın yüzey sıcaklığı oldukça düşük. Ekvatorda yaklaşık -160 ˚C, kutuplarda ise yaklaşık -220 ˚C’dir.  Yani ortalama -180 ile -190 ˚C arasındadır. Ayrıca Europa ilk keşfedildiğinde bir atmosferinin olduğu düşünülmüştü ama gözlemleme teknolojileri gelişince bu iddiaların doğru olmadığı kanıtlanmış oldu. Çünkü Europa’nın büyüklüğü ve çapı bir atmosfer tutmaya yetecek boyutlarda değildi. Atmosferi yoktu yani kozmik uzaydan gelen radyasyona karşı savunmasızdı. Ayrıca bir gaz devi olan Jüpiter’den de şiddetli miktarda radyasyona maruz kalıyordu. Ama bu uydunun 10 ile 100 kilometrelik buz tabakasını düşünecek olursak ve suyunda çok iyi bir radyasyon tutucu olduğunu göz önünde bulundurursak bu devasa buz tabakası çok iyi bir radyasyon kalkanı görevi görür.

Bunun yanında Jüpiter’in yarattığı devasa bir kütle çekim etkisinden kaynaklı olarak Europa’da sürekli olarak jeolojik anlamda gerilme ve sıkışma hareketleri meydana geliyor. Bu tektonik hareketlerin sonucunda ortaya çıkan kinetik enerjide gezegenin çekirdeğinin hala sıcak kalmasını sağlıyor. Ayrıca yapılan ölçümlerde buz tabakasının altındaki okyanus tuz barındırdığı ve sıcaklığının yaklaşık 0 ˚C olduğu görülmüştür.

Bu bilgiler göz önünde bulundurulacak olursa Europa’da yaşam olma ihtimali yüksek. Ama daha kesin veriler elde etmek için önümüzdeki yıllarda Europa’da ‘Europa Clipper’ görevi doğrultusunda çok daha detaylı araştırmalar yapılacak. Washington’daki NASA Genel Merkezinde Bilim Misyon Müdürlüğü müdür yardımcısı Thomas Zurbuchen bu görev için “Europa Clipper görevini bu okyanus dünyasının gizemlerini açığa çıkarmak için bir adım daha yaklaştıran karardan heyecan duyuyoruz. Amiral gemisi Galileo ve Cassini uzay aracından alınan bilimsel iç görüler üzerine inşa ediyoruz ve kozmik kökenimizi ve hatta başka bir yerde yaşamımızı daha iyi anlamaya çalışıyoruz.” dedi.

Gerçekten de ‘Europa Clipper’ göreviyle uzayda yaşam olduğuna dair somut delillere ulaşabiliriz. Kim bilir, belki de bu okyanus dünyası bize gelecekte yaşamın kapılarını açabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir